Gerçekte kim olduğu sorusunu hatırı sayılır çoğunlukta insan hayatının hiç bir evresinde cevaplandırmıyor hatta bu soruyu kendine sormaktan bile imtina edebiliyor. Bir çok insan asla gerçek yeteneğiyle bağ kuramıyor , neleri başarabileceğine dair en ufak bir fikir bile yürütemiyor.. Bununda başlıca ve en etkili sebebi eğitim sisteminin çok sayıda insanı bir yerde toplayıp , sistemin yürümesi için öğrencileri tek yönde hareket ettirmesi.
Dr Ken Robinson’un “Öz” kitabında şöyle bir cümle dikkatimi çekmişti. “Eğitim Sistemleri , bir soruya verilecek tek bir doğru cevaba fazla önem verir.” Ne kadar doğru bir tespit. Gerçekten tek bir doğru mu var bu hayatta ? Neden çocukluğumuzdan itibaren şıklar içinde tek bir doğruyu bulmaya çalıştırılıyoruz. Bunun yerine neden kendi doğrularımızı bulmaya hiçbir zaman teşvik edilmiyoruz..

Maalesef ülkemizdeki eğitim sistemi gerek öğretmenleri gerek de öğrencileri müfredat ve değerlendirme odaklı bir sürece sokmaktadır. Tabiki eğitimi desteklemek için değerlendirme önemlidir , öğretmenlere , öğrencilere ve velilere eğitimi geliştirmek için bilgi sağlar. Burada kritik olan durum değerlendirmelerin/sınavların eğitimin odak noktasına dönüşmesidir.
Belki bu soruyu kendiniz için cevaplandırmak , belki de çocuğunuza sormak istersiniz …Ama sakın “Büyüyünce ne olacaksın sorusu ile karıştırmayın?Bu sorudan çok daha derin anlamları var Sen Kimsin? sorusunun. Eğer cevabınız varsa ne ala , ama gerçekte , özünüzü yani doğal yetenekleriniz ile tutkunuzu birleştiren sizi tanımlamakta zorlanıyorsanız belki artık düşünme zamanı gelmiştir.
Bunun sakıncası ne olabilir ki , diye bir soru belki geçecek aklınızdan. Burada cevabını düşünmenizi isteyeceğim bir soru da ben sormak isterim. Peki kaçımız öğrencilik yıllarımızda keşfettik kendimizi?

Yazımda eğitim sistemi vurgusunu yapmamım nedeni bu yeteneklerin aslında bizlerde varlığının daha çocukluk yıllarımızda olması ama sistemin tek düze insan yetiştirme baskınlığı nedeniyle bu yeteneklerimizin ya keşfedilememesi ya da keşfedilse de önceliklendirilmemesi diyebilirim.
Mesela kendimden bir örnek vermek isterim. Orta okul ve lise yıllarında gerek fiziksel yapımın elverişli olması , gerekse yeteneğimin olması nedeniyle voleybol oynamak bir süre odak noktam ve tutkum olmuştu. Voleybol üzerine hayallerim vardı ama ağır basan bir gerçek vardı ki o da önümde beni bekleyen bir üniversite sınavı olmasıydı. Nedense bir seçim yapmam gerektiği kanaatiyle yeteneğimin peşinden gitmek yerine eğitim sisteminin odağı olan sınava hazırlanmak ve bir üniversiteye girmek seçeneği ile ilerlememim doğru olduğunu düşündüm. Benim eksikliğim öğretmenine yatırım yapılmayan bir sistem içerisinde yeteneğimi , becerilerimi anlayan , benim gerçek başarıya ulaşmam için ihtiyacım olan güveni , desteği ve yolu gösterecek kişilerle karşılaşmamış olmamdı..

Burada mentörlüğün gücü ve önemi ortaya çıkıyor ki kendi doğal yeteneklerimizden fazlasıyla yararlanma şansında bize rehberlik edip hem bizim hem de toplumumuzun sağlığı için kıymetli bir yol gösterici olmalarının önemini anlamış olalım.
Ve tekrar sorumuza dönersek , ben kimim sorusunun cevabı düşünmeye değer , asla geç kalınmamış , döngüsel yani hayatımızda öğrendiklerimiz , yaşanmışlıklarımızla da yeniden canlanan bir süreç ….
Bu sorunun cevabını kendimiz bulmakta zorlanıyorsak , mentör ya da koçluk alarak kendimize ışık yakmayı ya da gerçek tutkularımızın , ilgi alanlarımızın kıvılcımlarını tutuşturmayı sağlayabiliriz.
Şunu unutmamak gerek bu yol bizim yolumuz , ama bizi tanımlayan , cesaretlendiren , yolumuzu kolaylaştıran , hayatımızda yapabileceğimizden daha azını yapmamıza engel olan birilerinin varlığıyla yoldaş olmanın da paha biçilemez bir etkisi olacaktır…
Hadi şimdi sıra sende… SEN GERÇEKTEN KİMSİN?
CC